yeni adres

17 Mart 2008

novalibra artık yeni adresinde.

- – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - – - –

günün alıştırması:

adnan hoca ve t.c. fatih 2. asliye hukuk mahkemesi, aynı anda denize düşse ve birbirlerini çeke çeke boğulma uğraşı verse, hangisini kurtarırsanız?

ipucu:

bırak dağınık kalsın.


Samih Rifat’ı kaybettik

4 Ağustos 2007

Samih Bey, 04.08.2007, cumartesi günü hayata gözlerini yumdu.


Arıza çıktı, aldınız mı?

2 Temmuz 2007

o kitap

Tracey Emin
Yaban Vatan
Çevirenler: Mehmet Öznur, Teri Erbeş
Popcore Yayınları

Türkiye’de ilkgençliğini 90’larda yaşamış ve bugünlerde orta yaş denen o tuhaf bölgeyi kat etmeye başlayanların bir bölümü, an gelir, yoksa Turgut Özal iyi bir siyasetçi miydi diye düşünmeye başlar. Yaşasaydı Kürt sorununu çözer miydi, Türkiye’de sivilleşmeyi birkaç adım öteye götürebilir miydi gibi sorular akla hızla düşüp geçerken, görüntüye Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye gelişi, beraber düzenledikleri basın toplantısı, Türkçeden Türkçe’ye simültane tercüme gibi neşeli sahneler gelir. Benim Hudson Enstitüsü’yle ortak geliştirdiğim fantezi de şudur: Bugün Özal yaşasaydı, Kıbrıs sorunun çözümü için Tracey Emin’i bir koz olarak, bir figür olarak kullanırdı. Arka sıradaki üniformalının dik bakışlarını yok sayarak devam ediyorum: Nereye yerleştirirdi, ne umardı, tam bilemiyorum, ama Tracey Emin, Adada Mutlu Son operasyonunda önemli bir rol kapabilirdi. Şunu da bir düşünün: Özal, Lefkoşa’da iki elini başının üstünde buluşturup o meşhur selamını verirken Tracey onun göbeğine sarılıp yanağına bir öpücük konduruyor. Barış bundan daha iyi simgelenebilir miydi? Yazının devamını oku »


Hayvan Mitosları için iyi bir başlangıç

8 Haziran 2007

o kitap

Deniz Gezgin
Hayvan Mitosları
Sel Yayıncılık

Geçtiğimiz ayın sonlarına doğru Topkapı Sarayı’nın bahçesinde, Prof. Doğan Kuban’ın kaleme aldığı ve YEM Yayın tarafından yayımlanan heybetli bir kitabın, “Osmanlı Mimarisi”nin tanıtım kokteyli vardı. (Ekşi Sözlük’ün en komik başlıklarından biri için bkz: “Kokteylde elde kadehle hahaha diye gülmek”). Doğan Kuban, oldukça mütevazi bir üslupla yaptığı kısa konuşmasında, konuyla ne zamandır yazdığına dair bir ipucu verirken, “üniversiteden mezun olduktan sonra öyle uyduruktan yazmaya başlamıştım”, dedi – 50 yıl öncesinden bahsediyordu. 81 yılın verdiği rahatlıkla, o yıllarda yazdıklarıyla inceden dalga geçiyor, diğer yandan yeni kitabının aradan geçen 50 yılda üst üste koyduğu müthiş birikimden süzüldüğünü sezdiriyordu alttan alta. Yazının devamını oku »


kısa kısa 2: Sıkı Kontrol Edilen Trenler

7 Haziran 2007

o kitap

Bohumil Hrabal
Sıkı Kontrol Edilen Trenler
Çeviren: Zeyyat Selimoğlu

Aslında Türkçede ilkin yaklaşık 40 yıl önce yayımlanmış bu metin, Can Yayınları’ndan sonra şimdi Everest baskısıyla yeniden raflarda. Yazarının adını zor okuyor olabilirsiniz, sizi vazgeçirmesin, sağlam kitaptır: İkinci Dünya Savaşı günlerinde Miloş, sakin sayılabilecek bir tren istasyonunda karşımıza çıkar ve hikayenin orta yerine konuşlanır. Bir yandan savaş, diğer yandan kadınlar, istasyon her ne kadar sakin olsa da, kafasının içinde birbirine değmeyen kırk tilki kuyruğu döndürecektir. Savaşın anlamsızlığı ve Dresden bağlantılarıyla isteyenin Kurt Vonnegut’un Mezbaha No.5’iyle yan yana okuyabileceği metin, Kundera’yı da epeyce etkilemiş bir yazarın elinden çıkma, unutmayalım. Hrabal’ın dilimizde “Gürültülü Yalnızlık” başlıklı bir kitabı daha bulunuyor.

Son söz: Hrabal, 1997’de güvercinlere yem verirken ölmüştü; anısı önünde saygıyla eğiliyoruz…