Hala dipdiri bir itiraz metni

Kurt Vonnegut
Mezbaha No.5
Çeviren: M. Barlas Çevikus
Dost Kitabevi Yayınları
mezbaha no 5

Geçtiğimiz ayın başlarında yenilerden neler var diye bakınmak için girdiğim kitapçının raflarında “Mezbaha No. 5”i görünce epeyce sevindim. Çünkü bildiğim kadarıyla ilk kez Türkçe’ye çevriliyordu ya da daha önce bir çeviri yapıldıysa bile ortalıklarda epeydir gözükmüyordu. (Bu konuda kesin bir bilgiyi paylaşamıyor oluşumun yegane nedeni, her seferinde “neden onun hafızasına güveniyorum” diye sorgulasam da, hafızısına güvendiğim bir arkadaşımın “yok, yayınlanmıştı abi” diye bastırmasına elimde somut belgeyle “yayınlanmamıştı” diye karşı çıkamamam. ‹nternetler vesaire de bu belirsizliğe ilaç olmadı.) Dost Kitabevi, yazarın bütün kitaplarını Türkçe’ye kazandırma konusunda ciddi bir yol almış durumda: “Mezbaha No. 5”e gelesiye, “Ölümden Beter Yazgılar”, “Hokus Pokus”, “Kodes Kuşu”, Kedi Beşiği”, “Maymun Evine Hoşgeldiniz”, “Mavi Sakal”, “Galapagos”, “Allah Senden Razı olsun Bay Rosewater” ve “fiampiyonların Kahvaltısı”nı yayınladılar.

Elbette kitabı hemen aldım ve bu ayın ana iki kitabından biri olarak, gayet müjdeli ve hararetli bir biçimde yazmaya karar verdim. Okumaya koyulmuştum ki, bir sabah gazetede haberi gördüm: Kurt Vonnegut, 84 yaşında, hayata veda etmişti. Elinde değil, insan kendinde bir uğursuzluk var, varsayıyor. Hem bir burukluk gelip çöktü, hem de keşke yazmak için bu kitabı seçmeseydim diye bir içserzeniş esip geçti. Ofise varınca hafızasına pek güvendiğim arkadaşımın “Ne uğursuz adammışsın” başlıklı e-postasını da bilgisayarımda bulmayayım mı… Hadi geçmiş olsun.

“Mezbaha No. 5”, Amerika’da 1969 yılında yayınlandığında, edebiyat çevreleri “şu meşhur Dresden kitabı en nihayetinde ortaya çıktı” diye karşılamışlardı kitabı. ‹lk bölümde de anlattığı üzere, Vonnegut bu kitabı yıllardır kafasının içinde dönüp dolaştırıyor, kimi metinlerinde de Dresden’deki bombardımana dair bir anlatı kurduğunu okurla paylaşıyordu. “Nihayet” denmesinin arkasındaki bir diğer temel ve önemli nedense, yazarın kitabın yayınlanışından 23 yıl önce, 23 yaşındayken Dresden’deki bombardımanın tam ortasında, bir savaş esiri oluşuydu. Yani bu kitap aslında ince ince ve derince, 23 yıldır Vonnegut’ın zihninde işleniyordu.

Bir giriş ve bir epilog arasına konuşlanmış hikaye, Dresden’deki Mezbaha No.5’te esir olan Billy Pilgrim’in hikayesidir. Billy Pilgrim, “zamandan kopmuş”, “döndüm ki döndüğüm yerde değildim” tipi ya da “uyandığında uyuduğu yeri yadırgayan” adamlardan biridir. Ama biraz daha fazlasıdır: Zamandan kopukluğu ona tuhaf yolculukların biletini keser. Hayatının kimi bölümlerini, geçmişi ve geleceği, savaş sonrasını, hatta ölümünü bile gidip görecektir. Bu zihin yolculuklarında, gerçek yaşamla fantastik olan iç içe geçer. Billy Pilgrim sırada neyin ya da hangi zaman diliminin olduğunu bilmeden savruladurur. Hadi geçmiş olsun.

Kuşkusuz bu kendini bir yerlerde bulmaların ön önemli duraklarından birisi Tralfamador gezegenidir. (Bu ultra-inter-galaktik açılım, romanın bilim-kurgusal damarına kan verir. Gelgelelim “Mezbaha No.5”i kitapçıların bilim-kurgu raflarına sürüklemez.) Gezegen sakinleri, yani Tralfamadorlular, tıpkı Billy Pilgrim gibi zaman içinde gezme lüksüne sahiptirler. Başlarına gelecek her şeyi bilirler ama kaderlerini çizemezler, olacağa ve öleceğe çare bulmazlar. En büyük ayrıcalıkları yaşamlarının belli bir dönemine odaklanıp yaşayabilmeleridir.

Vonnegut kitapta esas söylemek istediklerini Tralfamador(lular) üzerinden anlatır. Kader, Hür ‹rade, ‹nsan Doğasının Mantıksızlığı ve bunların savaşla ilişkisi gibi büyük başlıklar, gezegendeki yaşamla dünyadaki yaşamın karşı karşıya kalışında irdelenir. Tralfamador’da da savaşlar, insanlık trajedileri yaşanmaktadır ama Tralfamadorlular bunları yok saymayı tercih etmiştir. Billy Pilgrim, ölümüne yakın, dünya denen gezegenimizde, sayesinde iç huzuru bulduğu, barışçıl Tralfamador kaderciliğini yaymakla meşguldür ve oldukça popüler bir figür olmuştur. Hadi geçmiş olsun.

Kimileri onun en önemli yapıtının başkaca olduğunu söylese de, Vonnegut, “Mezbaha No.5”in “Kedi Bozgunu”yla beraber yazdığı en iyi kitap olduğunu söyler. (Örneğin, “fiampiyonların Kahvaltısı”nı pek tutmaz kendisi) Kitaba dair bir diğer ilginç not ise, yayınlanmasından önce yakın-tarihçilerin Dresden Bombardımanı’nı pek iplememiş olmaları, 2. Dünya savaşıyla ilgili makalelerde üstünkörü geçtikleri; “Mezbaha No.5”in yayınlanıp ün kazanmasıyla beraber bu konuyla ilgili yeni açılımların gelmiş olmasıdır.

“Mezbaha No.5” yakında 40 yaşını dolduracak. Bugün hala Vonnegut’ın ülkesindeki kimi okul kütüphanelerinde yasaklı kitaplar listesinde. Yayınlandığından bu yana ABD askerini hedef aldığı ve bir parça muzır içeriğe sahip olduğu nedeniyle yargıyla arası nahoş. Ama belki bu yüzden şanslı. “Bazı yasak kitapların verdiği dinç duygular”, onun hala savaşa karşı dipdiri bir itiraz metni olarak kitaplıklarda parıldamasını sağlıyor. Dilimize ya “hoş geldi”, ya da “ne iyi etti de yeniden geldi”.

Kitabın yayınlandığı yıllar, çalkantılı, ırkçı gerilimlerin yaşandığı, siyasal başkaldırıların ve protesto eylemlerinin gırla gittiği bir dönemdi. ABD, Vietnam’dan ders almadığını her fırsatta göstermeye meraklıydı. Kurt Vonnegut da, o günden bugüne hep muhalif bir yazar olarak kaldı. En son, 2000’li yıllarda, yazılarında ve verdiği röportajlarda, ABD’nin Irak işgaliyle ilgili olarak George Bush’a giydirip durdu. Amerikan başkanının gerçek bir gerizekalı olduğunu düşünüyordu.

(1. Kapanış notu: Savaş, silah, askerlik, ölüm konusunda biraz daha bilip bilenmek isterseniz, hemen ardından Celine’in “Gecenin Sonuna Yolculuk”u okunabilir. 2. Ayın bonusu: Türk edebiyatının bu konuda zayıf oluşunun nedenlerini, sözde değil özde bir cesaretle, kendi içinizde tartışınız.)

Bir Yanıt to “Hala dipdiri bir itiraz metni”

  1. bkaraoglu Diyor ki:

    Mezbaha No.5 ilk defa E Yayınları’ndan 1975′te Türkçe’ye çevrilmiş. Birkaç sene evvel bazı sahaflarda da rastlamıştım, Internet’te kontrol etmedim ama kitap bende mevcut. “Yayınlanmıştı abi” diyenlere itiraz etmenize gerek yok. Gönül rahatlığı ile “Evet doğru söylüyorsun” diyebilirsiniz.

    iyi günler.

Yorum Yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.