Tuttolibri

25 Nisan 2007

kolar

Sıkı sergi kaçırmışız. Hoş Milano’daymış ama, olsun.

Lea Vergine’nin küratörlüğündeki “Tuttolibri” başlıklı sergi 2006 Aralık – 2007 Şubat tarihleri arasında Galleria Milano’da açık imiş.

Robert Rauschenberg’den Dennis Oppenheim’a, William Kentridge’den Marcel Broodthaers’e, David Byrne’den Antoni Tàpies’e tonla sanatçının “kitap işleri” varmış (yaklaşık 50 yıllık bir süreçten seçilmiş).

Kapanmış serginin haberi mi olurmuş… Olmaz tabii. İşte, en tepede Jiri Kolar’ın işi, bu linkte birkaç iş daha ve dahi, küratörün yazısıyla yetinelim. (Tersten şöyle okunabilir: Açılmış serginin haberi olmaz mı? Türkiye’den tek bir dergi konuyla ilgilenmez mi? vs.)

İşi ileri ve absürd bir noktaya taşımak isteyenler, imza kampanyası düzenleyip İstanbul Modern’den Cem İleri’ye gönderek bu sergiyi ülkemizde görmek istediklerini dile getirebilirler. Yine İstanbul Modern’in bahçesinde, Türk bayrakları da sallamak suretiyle, gösteri yapılabilir.


Can Yayınları (after Penguin)

16 Nisan 2007

penguin70 can25

Penguin Books, 2005 yılında 70. yılını kutlarken 70 küçük kitaptan oluşan bir set hazırladı ve satışa sundu. Kuruluşundan bu yana geçen süreçte yayıncısı olduğu yazarlardan seçilmiş kısa metinlerle göz kamaştırıcı bir bütün oluşturmuştu. Bu set parça parça Türkiye’deki kimi kitabevlerinde de bulunabiliyordu (Sanırım hala bulunabiliyor.)

Bu seti oluşturan kitapların tamamının birinci sayfasında, 70. yıl anısına, Penguin’in tarihçesi özel bir tasarımla yer alıyordu. (Bkz: yukarıda, soldaki resim)

Bu yıl 25. yılını kutlayan Can Yayınları, tıpkı Penguin Books gibi o süreçte bastığı kitaplardan 25 tanesini seçerek yeniden basmış. Bu 25. yıl özel baskılarının, hard cover ve özel tasarlanmış kapakları var.

Diyelim ki, kapakların korkunç tasarımlarını görmezden geldik. Ama arkasını çevirdiğimizde karşımıza çıkan çiğ manzara, ben sana 25 yılı dolduramazsın demedim… dedirtiyor insana.

Can Yayınları’ndan ve Erkal Yavi’den elbette bir cevap beklemiyoruz.


Kurt Vonnegut (1922 – 2007)

13 Nisan 2007

vonnegut7.jpg

Dün duymamıştım, bu sabah Radikal‘de görünce içim burkuldu. Kurt Vonnegut, 84′ünde, ölmüş. (Kendi sitesine baktım: kafesin kapağını açmışlar.)

İki hafta kadar önce Dost Yayınları’nın “Mezbaha No. 5″in yeni bir çevirisini yayınladığını görünce sevinmiş, hemen almış, Time Out’un Mayıs sayısında ana kitap olarak koymakta karar kılmıştım. Şimdi yazması daha zor olacak.

Yaşamı ve yapıtıyla, kalbimizde yer etmiştir. Teşekkür ederiz.


Özge Açıkkol’la “Başka Bir Ülkede” üzerine

10 Nisan 2007

Time Out’un Nisan sayısında, “okur söyleşisi” mantığıyla yeni bir işe kalkıştım. Bir kitabı, yazmak yerine, oturup bir başkasıyla konuştum. Mayıs’ta da böyle devam etmeyi umuyorum ama henüz kıl kıpırdatmamış halim endişe verici. (Zeynep Üner bunu okuyorsa beni arayacaktır)

David Constantine’in ilk öykü kitabı üzerine Oda Projesi’nden Özge Açıkkol’la (30, Güncel Sanatçı) konuştuk.

kit09.jpg

B > Son kitap alışverişimde aldığım David Constantine’in “Başka Bir Ülkede”sine anında el koymuştun. Neden diğerlerini değil de onu seçtin? Constantine’i tanıyor muydun, yoksa öykü kitabı oluşuna filan mı vuruldun?

ÖA > Kapağı dikkatimi çekti, yani karanlık bir fotoğraf olduğu için üzerinde ne olduğunu anlayabilmek için daha da yaklaşıp bakınca ismini de görmüş oldum. Sonra ismi de merak uyandırdı: Başka Bir Ülkede’ki bu yer nasıl bir yer? diye. Ütopya mı? Yolculuk mu? Sonra arka kapağını okudum. Aslında bir arka kapak yazısının başarması gerektiği gibi, sözü geçen iki öyküyü (ki bir tanesi, 20 yaşlarında donarak ölmüş ve buzun içinde öldüğü günden beri tabii ki yaşlanmadan kalmış olan bir kız ve bunu öğrenen ama artık 70 yaşlarında olan sevgilisinin hikâyesi) gördükten sonra kitabı okumaya başladım. Ama kitap benim olmadığı için üzerine notlar alamadım, işaretler koyamadım, ya da cümlelerin altını çizemedim, en sevdiğim hikayeyi bile şimdi bulamıyorum, bu yüzden sorulara nasıl cevap vereceğimi düşünüyorum şimdi. Yazının devamını oku »


Ishiguro kapağı için parantez

5 Nisan 2007

“Beni Asla Bırakma” yazısının sonuna doğru bir parantez açmış ve Türkçe baskının kapağına neden (ama neden?) kendi intiharından hemen önce Yaşar Alptekin’i bekleyen bir kız figürü yerleştirildiğini sorugulamıştım delice.

Şimdi o parantezi görsel anlamda biraz genişlettim, diyelim.

Aşağıda dünyanın dört bir dilinde yapılmış “Beni Asla Bırakma” baskılarının kapaklarından küçümen bir güldesteyi bir çırpıda inceleyebilir ve “hakkaten ya” diyebilirsiniz.

Sayın YKY, o kız Kathy olamaz.

nlg-01.jpg nlg02.jpg nlg03.jpg nlg04.jpg

nlg05.jpg nlg06.jpg nlg07.jpg nlg081.jpg


Okul yönetimi olarak kopyayı destekliyoruz

4 Nisan 2007

İngiltere’nin akıllı Japonu’ndan sıkı kurgulanmış bir distopya

beni asla birakma
Kazuo Ishuguro
Beni Asla Bırakma
Çeviren: Mine Haydaroğlu
YKY

Böyle kitaplar var: “Büyük” diyemezsiniz, çünkü (bir tek) tevellütü yetmez. Daha biraz zaman geçsin, gerekiyordur. Yabancı dilden “majör”ü ödünç alıyorum o zaman: Beni Asla Bırakma, neresinden bakılırsa bakılsın, yeni yüzyıl Anglosakson edebiyatının majör romanlarından biri (Şu an için %7’sini değerlendirebiliyor olmamız, kabul etsin ki, Ishiguro için büyük bir şans). Aslında Times, bizim dilimizde tam olarak “büyük” demeye gelen bir sıfatla derecelendirmiş kitabı: Daha yayınlandığı yıl, “İngilizce yazılmış en iyi 100 romandan biri” etiketini yapıştırıvermiş. Gerçek olabilir mi? Olabilir. Yazının devamını oku »