İki gündür yazılıp çizileni izliyorsunuzdur. Okuyanus’un gerzekçe bir “PR” hamlesi, şuursuz gazeteciler, Enis Batur’un ağır cevabı…
Enis Batur’a yapılan ciddi bir saygısızlık ve üstelik haksızlık. O haberi kim hazırladıysa, gidelim bakalım kütüphanesine, sefaletle karşılaşırız. Her gazeteci sıkı bir okur olmak zorundadır, hadi, demiyorum; ama kitapla, yayınla ilgili yazı yazacak birinin, konuyu her ne kadar popüler bir tonda da ele alacak olsa, biraz birikimi olsun gerektir.
Cem Mumcu’nun evlere şenlik cevabının ciddiye alınabilir bir yanı var mı? Geçiyorum… Bu konuda başkaca bir fikir belirtmenin ben kendi adıma faydasını görmüyorum.
Ama bu “Enis / Penis” meselesi nasıl başlamıştı, onu hatırlatmak isterim:
Enis Batur, 80′lerde olmalı, “şiir ve alkol” başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Bu yazıda, yaklaşık olarak, şairlerin çoğunlukla alkole (hatta alkolikliğe) meyilli bir yapısı olduğunu, şiirden arta kalan zamanında şairin düzyazıyı meşgale edinmesinin, onu alkolden uzak tutacak bir eylem olacağını savunuyordu.
Bu makalenin yayınlanmasının ardından Can Yücel bir konuşmasında metne atıf yaparak, “Penis Batur söylemiş bunu” demişti. Yücel, o konuşmada, –yine hatırladığım kadarıyla–, alkolle kurduğu ilişkiyi savunmuş, şairin düzyazıdan medet ummasının safdillik olacağından dem vurmuştu.
Enis Batur o konuşmanın ardından “Şiir ve Alkol, bis” başlıklı bir yazı daha kaleme almıştı. Can Yücel’in de adının geçtiği metin, bir yanıttan çok, konuyu açımlamayı amaçlıyordu.
Yıllar sonra, Enis Batur o konuya bir yerde değindiydi: “Muhafazakar bir insanım. Görüş ayrılıkları belirtilebilir ama kibarlıktan, mesafeden yanayım. Can Yücel’inki bana hoş gelmişti örneğin. Kötü niyetle yapmadığını biliyorum. O kelimelerle oynamayı sever. Üslubunun doğrultusunda yaptığı bir şey bu.”
Bir daha da Penis konusu açılmamıştı.