İbnülcemal Ahmet Tevfik
Velosipet ile bir Cevelan
“1900’e Doğru İstanbul’dan Bursa’ya Bisikletli Bir Gezi”
Çeviren: Cahit Kayra
İş Bankası Kültür Yayınları
Yine de en iyi ve en yeni “yeni çıkanlar” seçkisini Robinson Crusoe yapıyor galiba. Üstelik bunu sevimsiz bir tabela yardımıyla göstermedikleri için ayrıca minneti hak ediyor. Pazarın biraz da erken saatlerinde, gözlerim tazelerden ne var ne yok cevelanında iken, iki kitabevi çalışanının girişte solda yer alan yeniler tezgahının rehabilitesi için en az iki saatlik bir çalışma gerektiği üstüne dönen hararetli konuşmaları, pazar sıkıntısını bir çırpıda çekip aldı içimden.
Derken potansiyel okuruna sırt dekoltesiyle gelgel eden velosipet’e rastladım. “Bu şirin mi şirin velosipet kelimesi tamam kesin bi’ şeydi de neydi” hızlı düşüncesi, kitaba yönelen parmaklarımın hareketine eşlik ediyor. Kapakta bisikleti gördüğüm an, beynim de kendine düşen işlemler silsilesini layığıyla bitirmiş görünüyor. Alt başlık bu kitapla aramda saniyeler önce başlayan elektriklenmenin nedenini pek güzel açıklıyor: “1900’e Doğru İstanbul’dan Bursa’ya Bisikletli Bir Gezi”.
Ahmet Tevfik Bey, o dönemde herhalde nadir bulunan bisiklet tutkunlarından biri. Tutkusunun boyutları pedal basıp yol teptiği bir gezinin günlüğünü tutmakla kalmıyor. Anlaşılan o ki, velosipeti yaymak için de çalışıp didinmiş. Kitabın arkasında bu uğurda yazdığı bir metin bulunuyor, oldukça eğlenceli. Aracın teknik özellikleri, öğrenmeye heves edenlere verilecek talimin nasıl olması gerektiği, bisiklet dostluklarının fevkaladeliği başlıklarıyla meseleyi tatlı tatlı anlatıyor. Gelin görün ki konuyu “bu işi iyice öğrendiniz mi, gidonu hiç tutmatadan bile sürebilirsiniz”e bağlıyor. (Oldu mu şimdi Ahmet Tevfik Bey?)
Satış endişesiyle mi bilinmez, kitabı okumaya başlayınca duruma ayıyorsunuz, alt başlıkta ufak bir hile yapılmış: Ahmet Tevfik Bey ve arkadaşı, İstanbul’dan vapura biniyor ve Mudanya’ya kadar deniz yoluyla gidip bisiklet yolculuğuna o noktada başlıyorlar. Çekirge, Bursa, İnegöl ve arada daha küçük birimlere uğrayarak, Hüdavendigâr vilayeti (o zamanlar Bursa bölgesine verilen ad) boyunca 268 kilometre yol yapıp tekrar Mudanya’ya varıyorlar. Toplamda aldıkları mesafe günümüzün küçük Armstrogları’na az gelebilir ama dönem şartlarında üretilen bir bisikletle o kadar oluyormuş.
Gezi notlarında Ahmet Tevfik Bey’in sık sık değindiği şeylerden biri yiyecek-içecek durumları. Bu konuda kolay mutlu olan biri değil, bolca serzeniş okuyoruz. Bir de, bisiklet rota üstündeki hemen her bucağın ahalisi tarafından köye sirk gelmiş gibi karşılanıyor, ikiliden mini gösteriler rica ediliyor, bizimkiler de kıramıyor, meydanda velosipetlerinin üstünde dön babam dönüyorlar. Civarın eşsiz görünümleri, Ahmet Tevfik Bey’in bunlar karşısında hislenip yazdığı şiirler, çıkılıp inilen yokuşlar, atlatılan ufak tefek kazalar, çarşı pazar derken, bir de baktık bir yolculuğun daha sonuna geldik.
Kitap ilkin, tam da 1900 yılında İstanbul’da basılmış. 4 yıl sonra İstanbul’da “Bisiklet Meraklılarına Yadigar” başlıklı bir kitap yayınlandığını, bundan 6 yıl sonra İstanbul’da bisikletli polislerin dolaşmaya başladığını, 1914’te Galata Köprüsü geçiş ücretlerinin arasına bisikletin de dahil edildiğini başka kaynaklardan biliyoruz. Öyleyse, artan ilgide Ahmet Tevfik Bey’in de bir dirhem payı var desek, fazla kaçmaz. Sonuçta: Yolculuk notu okumayı sevenlere, bisiklet tutkunlarına ya da yüzyıl başının minör kişisel maceralarına merak duyanlara bire bir.
(Buyrun yakın okumalara: Gökhan Akçura’dan “Ivır Zıvır Tarihi”nin altıncı kitabı olarak yayımlanan “Evvel Zaman Bisiklet” [Om Yayınevi]. Hülya Koç’un Güney Amerika’yı baştan uca bisikletle aştığı yolculuk günlüğü “Rüzgâr İt Beni / Bigamekibasuyake” [YKY]. Suat Akdemir’in –galiba– bir tek internet üzerinde bulabileceğiniz, 2002’de Türkiye’yi konturlarından dolaştığı bisiklet gezisinin günlüğü. Bir de, şu satırların yazarının hatrına; Bataille’ın bize pornoyu sevdiren “Gözün Öyküsü” başlıklı kitabından, anlatıcı ve Simone’un, grup seks yaparken annesi tarafından yakalandıktan sonra akıl hastanesini boylayan Marcelle’i bisikletle ziyarete gidip döndükleri bölüm.
