Pascal Quignard
Villa Amalia
(Çeviren: İsmail Yerguz)
Sel Yayıncılık
Öncelikle demeli ki, Sel Yayıncılık Quignardlar’ı ardı ardına (ve yeniden eskiye doğru) yayınlamakla teşekkürü hak ediyor. “Adı Dilimin Ucunda”, “Roma’daki Teras” ve “Amerikan İşgali”nden sonra “Villa Amalia” da raflardaki yerini aldı. Kitap, 25. İstanbul Kitap Fuarı’na yetişsin diye hızlı bir çalışma temposuna girilmişti, çünkü yazarın fuara konuk olması söz konusuydu, hatta yayınevi de basın ilanlarıyla bunu duyurmuştu, ama o program son anda iptal edildi. Umarız o buluşma başka bir zaman gerçekleşir. Şimdi Villa Amalia’nın kapağını kaldıralım:
“Dünyanın Bütün Sabahları”nda (Can Yayınları) olduğu gibi Villa Amalia’da da bir besteciyle karşı karşıyayız ama bu kez o kadar eskilere gitmeyeceğiz. (Yazarlığın yanı sıra, Quignard’ın uğraşlarından biri de müzik. Bir fikir edinmek için bkz: “Adı Dilimin Ucunda”) Yazar sizi hemen girişte sıradan bir aldatma sahnesi ve sıradışı bir tesadüfle karşılayacak. Ve yine oracıkta esas kadınımızla tanışacaksınız: Ann Hidden. 50’li yaşlarına yaklaşan, geniş bir kitle tarafından tanınmasa da, adı müzik çevrelerinde saygıyla anılan bir besteci. Ann aldatılmıştır ve ortaya çıkan yeni durumla baş etmek için ya da bu yeni durumu fırsat bilerek yaşamında köklü bir değişikliğe gidecektir. Onunla beraber bir adaya, Ischia’ya gideceksiniz. Orada güzel bir ev göreceksiniz. Ev güzel bir deniz manzarası görüyor. Ann bu eve aşık olacak, bu evi çok isteyecek. Sonra bir kız gelecek. Zaman gerçekten de önceki yaşamından farklı akmaya başlayacak… Ama zaman bu: önünde sonunda yine yatak değiştirecek.
Tüm o değişim koşuşturmacasının içinde Ann Hidden’ı tanıyacaksınız. Gizlenen saklanan o kadını, her şeye rağmen sevme olasılığınız yüksek (Sevmeme hakkınız mahfuz). Keskin ve ani kararlarını siz değerlendiredurun, o yol almış olacak. Seslere, kokulara, doğaya sürekli dikkat kesildiğini, “kehanetlerle kuşatılmış” yaşantısını fark edeceksiniz. Artık samimi olduğunuzun göstergesi: anne ve babasıyla karşılaşacaksınız. (Freud’un annesinin adı Amalia değil miydi?) Gündelik hayata dair alışkanlıklarını keşfedeceksiniz. Çevresindeki insanları, insanlar için çizdiği çerçeveleri göreceksiniz. İyi yazar okumanın artısı: Kendi yalnızlığınızın provasını yapabilir, derinliklerinize yol almayı deneyebilirsiniz.
Quignard, Villa Amalia’da “insanın derinlikleriyle oynuyor”. Yeni bir yaşam, dünyadan el etek çekme, kaçma kaybolma isteği gibi uçsuz bucaksız konuların peşinden gidiyor. Bu tekinsiz alanlara dalmışken kadın erkek ilişkilerini, yalnız olma / yalnız kalma hallerini, insan denen varlığı ufaktan hırpalayarak anlatıyor. Benim gözümde en önemli özelliği, -ki Villa Amalia’da sık sık karşılaşacaksınız- kusursuz bir soğukkanlılıkla yazması. Hem dünyayı hem romanı tepetaklak edecek bir gelişmeyi kısacık bir paragrafta öyle usta işi bitiriyor ki, bırakın itirazı, serzenişte bile bulunmuyorsunuz. İkna edici yanını karmaşık olanı yalın yazma yeteneğine borçlu olsa gerek (Editör olarak girdiği Gallimard’daki 25 yıllık çalışma hayatını hatırlatmakta fayda var). Bu yetenek, “dünyayı açıklamaya kalkıştığında” ona billur berrak bir ses veriyor; inanın ya da inanmayın, o sesin söylediklerini pür dikkat dinliyorsunuz.
Çağdaş Fransız romanının en önemli isimlerinden birinin, ülkesinde de bu yıl yayımlanan ve eleştirmenler tarafından büyük beğeni toplayan kitabı Villa Amalia, derişmeye ve değişmeye açık okurunu bekliyor. Sel Yayıncılık ise şimdilerde Quignard’ın Albucius’unu yayına hazırlıyor.
(Biriki olumsuz not: Kitapla ilgili tek anlaşılmaz şey, Türkçe baskıyı sarmalayan kapak. Sel Yayıncılık nicedir bu sorunu çözemiyor. Kapakta 10 cm. uzunluğundaki tırnaklarıyla piyano çalmaya çalışan o kadının içeride anlatılan kadınla ilişkisini ben kuramadım. Başlığı yazmak için seçilen hurufat da sırıtıyor. Yazarın daha önce basılan kitaplarında yapılmış seçimlerle devam etmenin ne zararı vardı ki? Ya da bu uygulamaların ne yararı var?
Bir de tuhaf not düşelim: Atina’da –kaynakların yazdığına göre Acharnon ve Heyden caddelerinin kesiştiği köşede- Villa Amalia diye bir yapı var. Burası, 90’ların hemen başında anarşistler tarafından işgal edilmiş, punk olsun rock olsun türlü çeşitli underground etkinliğe ev sahipliği yapmış. Yunan polisi anarşistleri üç kez tahliye etmişse de, Villa Amalia her seferinde yeniden işgal edilmiş. – Halil Turhanlı muhakkak daha ayrıntılı bilgiye sahiptir.)
